Ürolojik hastalıkların tanı ve tedavisinde yanınızdayız
Böbrek taşları ve tedavisi
   2019-03-20 

Böbrek taşları ve tedavisi

Böbrek taşları ülkemizde sıklıkla görülmektedir. Sıklığına paralel olarak ülkemizde yapılan çok sayıda bilimsel yayın dünya çapında bu konuda yön veren çalışmalar arasına girmiştir. Sayın Prof. Dr. Kemal Sarıca da halen Avrupa Üroloji Birliği'nin üriner sistem taşları ile ilgili kısmının (European Association of Urology - EULIS) başkanlık görevini yürütmektedir.

 

Böbrek taşları kişide herhangi bir şikayet oluşturabilir (semptomatik taşlar) veya oluşturmayabilir (asemptomatik taşlar). Uzun süreli taş hastalığında sessizce böbrek fonksiyon kaybı görülebilmektedir. Yine aslen nadir görülen bir böbrek tümörü olan skuamöz hücreli kanserler taş hastalığı ile birlikte görülebilmektedir.

 

Genel olarak 1 santimetreden küçük taşların kendilerinin de düşme ihtimali vardır. Bu taşlar idrar yolu ile atılabilirler veya böbrekten idrar kesesine idrarı ileten üreter adlı tübüler organdaki  dar noktalarda kalabilirler. Üreter taşlarının endoskopik tedavisi son derece başarılıdır.

 

1 santimetreden büyük, özellikle böbreğin alt kısmında veya idrarın ilk biriktiği boşluklar olan küçük kalikslerde yerleşen taşların kendilerinin düşmesi nispeten zordur. Asemptomatik kişilerde beklemek bir seçenektir. Güncel tekniklerle 2 santimetreye kadar taşlar doğal idrar yolundan girilerek (flexibl renoskopi, retrograd intrarenal cerrahi tekniği) tamamen temizlenebilmektedir. Taş boyutu büyüdükçe tekrarlayan girişim ihtimali de artmaktadır.

 

Boyutu 1 ve 2 cm arasındaki taşlar için ses dalgaları ile taş kırma (SWL, patentli ismi ile ESWL) anestezi ve yatış gerektirmeyen bir seçenektir. Bu yöntemle kırılan taş parçalarının doğal yoldan dökülmesi beklenir. Bu sırada oluşabilecek problemler (üreterde taş yolu oluşması veya ani tıkanmalar gibi) yine endoskopik yöntemler (üreterorenoskopi) ile çözülebilir.

 

Daha büyük taşlar ve böbreği tamamen dolduran taşlar için ise sırt bolgesinden girilerek yapılan kapalı ameliyatlar (perkütan nefrolitotomi, retroperitoneal pyelolitotomi) ve kompleks vakalarda açık taş cerrahisi planlanabilir.

 

Perkütan nefrolitotomi (PCNL, PNL) çoğunlukla taşsızlık sağlarken hasta için de daha az yatış süresi olan bir cerrahi tekniktir. Sırt bölgesinden böbreğe ulaşılarak bir yol oluşturulur ve bu kanal içerisinden kameralı bir sistemle girilerek taş kırılır. İşlemden sonra vakadaki görünüme göre tüp veya stent koyulabilir. Genelde yatış süresi iki gecedir.

 

Büyük hacimli taşların nispeten böbrek dışına büyümüş toplayıcı sistemde (ekstrerenal pelvis) olduğu vakalarda laparoskopik pyelolitotomi iyi bir seçenek olabilir. Transperitoneal veya retroperitoneal yolla yapılabilen bir cerrahi tekniktir.

 

Kompleks vakalar için ise çoklu girişli perkütan nefrolitotomi veya açık taş cerrahisi en mantıklı seçenekler olarak durmaktadır.

 

Nihayi amaç tamamen taşsızlık sağlamaktır fakat operasyonlar sırasında bu her zaman sağlanamayabilir. Bu durumda ikinci bir tedavi olarak taş kırma da kullanılabilir.

 

Hemen tüm böbrek taşı ameliyatlarında kanama, enfeksiyon ve böbrek fonksiyon bozukluğu veya tamamen kaybı riskleri de bulunmaktadır. Güncel tedavilerle böbrek fonksiyon kaybı nadir de olsa kanama ve enfeksiyonlar halen görülebilmektedir.